Kidsnook Hikayesi Nasıl Başladı?

 

station

Kidsnook’un Hikayesi nedir? Nasıl başladı?

 

Anaokulu ve İngilizce öğretmeni iki kız kardeş olarak hayalimiz kendimize ait bir mekan oluşturmaktı, bu mekan elbette çocuklarla ve derslerimizde bolca kullandığımız kitaplarla ilgili olmalıydı,yani bir hayal olarak başladı kidsnook şimdi ise popüler bir mekan haline geldi.

 

Peki Kidsnook’ta Neler Yapılıyor?

 

Masal sınıfımızda çeşitli etkinlikler yapıyoruz, 1-3 yaş grubu için sensory storytime diye adlandırdığımız oyunlu bir masal anlatımımız, oyun gurbumuz bulunuyor, bunun dışında türkçe ve ingilizce olmak üzere 4-10 yaş arası çocuklar için masal anlatımları yapıyoruz. Çocuk Hikaye anlatıcılar yetiştiriyoruz. Okullar masal anlatımlarını dinlemek için sınıfça geziye geliyorlar ayrıca kitaplar, masallar, alternatif eğitim sistemleriyle ilgili seminerlere de ev sahipliği yapabiliyoruz. Her etkinlik için katılımcı sayımız değişebiliyor.

our kids reading

Kidsnook’a kimler geliyor?

 

Katılımcılar genelde çocuğuyla ilgili eğitimli anne babalar, ilgili eğitimciler(öğretmenler) ve psikologlar oluyor.  Etkinliklerimizin bir çoğu ücretli fakat ücretsiz etkinlikler de bulabiliyorsunuz. Kidsnook  Türkiye de “Masal Anlatıcılığı” sanatını bir kurum olarak çocuklara sunan tek mekan. Ayrıca Kidsnook çocuğunuzla vakit geçirebileceğiniz bir yer, her hangi bir ücret ödemeden sadece kitap okumaya ve çocuğunuzla oynamaya gelebilirsiniz.

 

Kidsnook’taki etkinlikleri nasıl duyuruyorsunuz?

 

sosyal medyayı aktif kullanıyoruz ve sosyal medya gücünü önemsiyoruz. Duyurularımızı da genelde instagram üzerinden yapıyoruz. internet sitemizden aylık takvimimize ulaşılabiliyor  veya bizi telefonla aradıklarında istenilen bilgileri müşterilerimize sağlıyoruz.

 

Atölyelere Ebeveynler de katılıyor mu?

 

küçük yaş gruplarında ebeveyn katılımı şart oluyor çünkü çocuklar zaten ayrılmak istemiyorlar ve kendilerini güvende hissetmeleri etkinliğe katılımlarını arttırıyor, ayrıca etkinliklerimiz annelere çocuklarıyla nasıl vakit geçirebileceklerine dair öğretici nitelik taşıyor.

 

4 ve üzeri yaş gruplarında ebeveynlerin katılımını desteklemiyoruz, onları cafe bölümünde çaylarını içerek bekleyebileceklerini söylüyoruz.

 

Masalların Çocuklar üzerindeki etkilerinden bahseder misiniz?

 

Masalların çocuklar üzerindeki etkileri ve önemi oldukça uzun bir konu fakat özetlemek gerekirse  çocukları hayata hazırladığını, var olan sıkıntı ve sorunlarını iyileştirebildiğini, ebeveyn ve çocuk arasında iletişimi kuvvetlendirdiğini söyleyebiliriz. Kidsnook olarak genelde klasik masalları anlatmayı tercih ediyoruz, çünkü yüz yıllar öncesinden günümüze kadar ulaştığına göre olağanüstü ve sihirli buluyoruz.

 

image1

Kidsnook’ta başka neler oluyor?

 

Masalsı doğum günleri düzenliyoruz, masala göre dekorasyon, kostüm ve masal anlatımından oluşuyor ayrıca çocuklar kendi ürünlerini oluşturuyorlar. Doğum günlerimizin oldukça beğenildiğini söyleyebiliriz.

ltputitle

Reklamlar

Loose Parts Oyunu Nedir?

“Loose Parts play” bir oyun türüdür.  Ya da bir eğitim felsefesi…

Teori olarak “Loose Parts Play” yer değiştirebilen, tasarlanabilen, tasarlandıktan sonra tekrar parçalara ayrılabilen ve tekrar farklı biçimde tasarlanmasında bir engeli olmayan, yaratıcılığa teşvik eden, defalarca farklı kombinasyonlar da birleşebilen çok sayıda doğal ve sentetik malzemenin bir arada kullanılarak oynandığı oyunlardır.

Bu malzemeler; anaokulu ve ilkokullarda çocukları yaratıcılıklarını kullanmaya davet etmek, çocukların içten gelen merak ve keşif duygularını canlı tutarak keşfetmelerine olanak sağlamak için kullanılabilir.

Bu oyunu hazırlayacak öğretmenlerin; yeterli ve çok sayıda doğal ve yapay malzemeyi kendi içinde tutarlı olacak şekilde sınıf ortamında çocuklara sunması, müdahale etmeden, materyallerin çocuğu yönlendirmesine izin vermesi gerekir.  Oyun çocuğa önceki bilgileri ile yeni öğrendiklerini yapılandırmasını sağlayacak ve ortaya bütünleştirilmiş yeni bilgiler çıkacaktır.

Bu öğrenme işlemi sırasında öğretmen sadece gözlemci olarak bulunacak eğer çocuk yardım ister veya oyuna dahil olmasını isterse dahil olacaktır.

“ Popüler kültür bize sadece çok az sayıdaki yetenekli insanın şarkılarını dinlememizi, yetenekli insanların icatlarını öğrenmemizi , yetenekli insanların yaptığı binaları görmemizi söyler.  Buna inanırsak;  tasarlamak, icat etmek, inşa etmek, keşfetmek çok az sayıdaki yetenekli insanların yapabileceği çok zor şeylerdir diye düşünürüz- düşünüyoruz da…”using-loose-parts-for-play

Bu düşüncenin toplum üzerinde ki etkilerine baktığımızda; insanlar kendilerini o önemli ve zor işleri başarabilen kimseler veya yeni icatlar ve keşifler yapabilen insanlar gibi olamayacaklarına inanıyorlar. Peki böyle mi ?

  • Bugüne kadar yeni doğan bebeklerden sadece bazıları yaratıcı ve yeteneklidir fakat diğerleri değildir diye bir çalışma ispatlanmamıştır.
  • Tam tersi dünyada ki bütün çocuklar etraflarına karşı oldukça meraklı, keşfetmeye açık bir çok yetişkinden çok daha yaratıcıdır.

Buradan şu sonuç çıkarılabilir; çocuğun içinde bulunduğu çevre nasıl biri olacağını belirlemektedir.

Etrafınıza bakarsanız; okullar, hastaneler, havaalanları, çocuk kreşleri ve daha bir çok ortamın çocuğun doğasına uymayan, yaratıcılığını geliştirmesini ve keşfetmesini engelleyici şekilde dizayn edildiğini görebilirsiniz. Fakat çok başarılı bir mimarın ofisine girdiğinizde veya yetenekli bir ressamın atölyesinde neler görürdünüz? Çok çeşitli boyalar-tuvaller- ilham verecek bir ortam değil mi? Aynı şey mimar için de geçerli değil midir? Bu ortamları çocuktan çalıyoruz.

Kidsnook olarak çocuğa göre ve çocuğa uygun ortam ve oyunlar sunmaya çalışıyoruz. Loose Parts Oyunlarını ve malzemelerini Kidsnook Sensory Station da bulabilir, bu oyunu deneyimleme şansını çocuğunuza verebilirsiniz.

 

Resimli Kitaplar Neden Önemlidir?

book promoResimli kitaplar nedir dersek; çocukların okuma-yazma öncesi dönemde resimlerini okudukları veya bir yetişkinin onlara okuduğu, resimlerin çok metinlerin az olduğu ve bulunan metin ile resimlerin örtüştüğü kitaplardır diyebiliriz. Resimli kitaplar okuyucuyla olan etkileşimi ve sesli okunması yönünden oldukça önemlidir.Çok ödül almış veya muhteşem çizimleri olan bir kitap olması onun kağıt sayfalar ve karton bir kapaktan ibaret olduğunu değiştirmez bütün sihir bir çocuğun veya sesli okuyan bir yetişkinin kitabın kapağını açmasıyla başlayacaktır.

Çocuğu okumayla tanıştırır.

Çocukken karşınıza çıkan dergi ve gazetelere nasıl baktığınızı ve keyif aldığınızı hatırlayın. Sayfalarda tek tek dolaşıp hoşunuza giden bir resim arar, bulduğunuzda kim bilir kaç dakika o sayfada bütün dikkatinizle resmi incelerdiniz. Küçük bir çocuk için okuma bundan ibarettir aslında. Yetişkinlerin yeterince çocuğa fırsat tanımadığı ve önemsiz gördüğü bu durum çocuğun okumaya başlaması, okumayla tanışmasıdır.

Yetişkin ve çocuk arasında diyalog sağlar.

Çocuklar resimli kitaplara kendi başlarına bakmayı sevdikleri gibi bir yetişkinin onlara okumasından da oldukça keyif alırlar. Özellikle bu yetişkin ebeveynlerden biriyse onunla paylaştığı bu özel vakit hoş bir sohbete dönüşür. Kitapta bulunan resimler hakkında yapılan konuşmalar, çocukla yetişkin arasındaki bağın kuvvetlenmesine sebep olur. Resimlerde gördükleri olaylar duyguları, karakterleri, hikayede neler olup bittiğini konuşmalarına fırsat tanır.

our kids readingGörsel düşünme becerisini geliştirir.

Resimli kitaplar gördüklerimizle bildiklerimiz (beynimizde bulunan imajlar) arasında bağ kurmamızı sağlar. İyi bir resimli kitap soyut durumları, duyguları somut bir şekilde ifade ederek göstermektedir ve çocukların hayatlarındaki ilk imajlarını oluşturmada kaynaklık eder.

Sanatla tanıştırır, sanatı sevdirir.

Çocuğunuzun sanatı sevmesi için onu sanat galerilerine götürebilirsiniz ama inanın çocuk kitapları bu işi çok daha kolay ve eğlenceli bir yolla başlatacaktır. Resimler sadece metni yansıtmazlar, hikayenin ve uyandırdığı duyguların değerini de arttırırlar. Hikayede bulamadıklarını resimlerde arar çocuklar, resimlere bakarak akıllarındaki boşlukları doldururlar. Aynı resme tekrar tekrar bakar ve ne anlatmaya çalıştığını dikkatlice izlerler.

İyi bir dinleyici olmayı öğretir.

Kitabın, hikayenin sesli okunması çocukların dikkatlerini toplamalarını gerektirir ve kitap okumayı önemli ve eğlenceli hale getirir. Böylece ileride ki hayatlarında iyi birer dinleyici olmalarını sağlar.

DSC_0089Resimli kitaplar okumanın önemli olduğunu öğretir.

Özellikle büyük şehirlerde hayat hızlı akar ve yetişkinler devamlı hareket halinde bir yerden bir yere yetişmeye çalışırken çocukları için zaman ayırıp onlara resimli kitapları okuduklarında, çocuğa “okumanın” yetişkin işleri arasında önemli olduğu mesajını vermektedir.

Resimli kitaplardan vazgeçmeyin.

Çocuğunuzun resimli kitaplardan resimsiz kitaplara geçmesinde acele etmeyin, orta okul hatta lise de bile resimli kitapları kaynak olarak kullanabilir, zor ve anlaşılması karışık konularda resimli kitaplardan faydalanabilirsiniz. Resimli kitaplar her zaman daha eğlenceli ve açıklayıcı özelliğiyle zor konulara karşı olan ön yargıyı yıkar ve okuyucuyu güvende hissettirir.

Ve eğer Resimli Kitapların önemli olduğunu düşünüyorsanız sizde;

  • Resimli Kitaplar okuyun,
  • Çocuk kitap evlerine sık sık uğrayın,
  • Bu konuyu sosyal medyada dile getirin,
  • Ve çocuklarınıza bol bol resimli kitaplar okumayı unutmayın..

Sevgiler,

kids nook logo -m

Beach and Sand Games with İrina

Anne Hikayesin’de her ay erken dil gelişim uzmanı İrina Akbulut bir İngilizce makalesiyle bizlere olacak. İrina bebekler ve çocuklar için erken yaşta ingilizce eğitim programları geliştiren biz uzmandır. 

İrina Instagram’da: @zeytinvelimon

IMG_4820Hello everybody! Hope you missed me, because I missed sharing our funny games with all of you. I know summer is a time for holidays by the sea. I hope all of you had a chance to swim and sunbathe and have a really great time. Although summer has gone, holiday season is still running and many families are on their way to the Southern coast of Turkey. So as I promised in my previous article, I have some funny games for you and your kids in English. Besides, I want to remind you that your kid’s future depends on you now. If you give him or her this chance, I mean with second language, in the future you’ll get amazing results and many thanks from your children.

Playing in the sand is a great activity for very small children as it helps them explore textures and understand basic spacial concepts like fullness and emptiness. In general, babies are ready to play in the sand around 12 to 18 months, although some infants take to the beach or sandbox even before the end of their first year.

One of the simplest games for parents to play with their children in the sand is “Hide and find”, because it can involve any small toy. Just bury a toy in wet or dry sand and have the toddler search for it. ” Where is the box? Where Is our red box? Look for it! Is it here? No, it is not. Is it here? Yes! Good for you! You have found it!” For older kids hide pairs of similar toys and have the child find matching objects.

IMG_4818Parents can also draw patterns in the sand with sticks or their fingers and then invite their children to do the same. You can use simple words just to have a good time ” Honey, let’s draw the sun. Take a stick. Good for you! I can draw a bird also. Draw the line like this.”

One more great game for small children is building a sand castle. What you need are some buckets and shovels. You can tell a story about prince or princess while making the castle. Just let this activity be magic like, “Let us build a castle for a princess Şule. She is very beautiful princess. She lives in the highest tower, so we need the biggest bucket we have. Let’s fill it with sand. Let’s overturn it. Look! What a nice shape! Now we have to make a home for her parents, brothers and sisters. Good for you my baby!”

Preschool-age children love hunting for small objects just as much as babies do.  The treasures can be spread out over a large area. Bury small toys or other objects in the sand and give a child a shovel to help hunt for treasure and a pail to carry found items around. ” Where is the treasure? Let’s us find it! Is it here? Let’s dig up the sand.”

IMG_4819Big, old socks are a great way for small children to interact with sand. A child should receive one sock and a shovel to help fill it with sand. Tie off the tops of the socks with rubber bands and encourage the children to mold their socks into different shapes. Have them use markers to draw noses, mouths, and eyes on their socks, resembling faces, or to make whatever other patterns or designs they like, “Let us make a cat. Or a dog? We need to make a head and eyes and ears.”

As you see learning English is so simple while playing. Don’t be afraid of making mistakes while talking. You are always learning in your life, aren’t you? Why can’t you learn together with your child? Don’t you think that child also can be your teacher? Accept the fact that kids have amazing gift of learning foreign languages times faster than adults. Give your child this chance for brighter future!

Wish all of you to have a good time!

Sincerely yours,

Irina

Jelibon Fabrika

Biz Gebze’de Kent Şekerleme bünyesindeki Jelibon Fabrikasına geldik. Firma her ay kendi çalışanlarının çocuklarına farklı etkinlik ve atölyeler düzenliyormuş. Bu ay Kidsnook olarak biz düzenledik atölyelerini. Mis gibi şeker kokuları içinde Alis Harikalar Diyarın’da  Masalı için harika bir 5 Çayı oyunu oynadık sonra ise interaktif olarak Masal yolculuğuna çıktık.

Tüm Kent Şekerleme çalışanlarına konukseverlik ve çocukseverlikleri için teşekkür ederiz!

Masal Büyütür  

ugly duckling 1Yeni nesil annelerin aşırı korumacı yapısı çocukların gerçek hayatı tecrübe edebilmeleri açısından dezavantajlı bir durum oluşturmakta.
Bu aşırı korumacı tavır ile gerçek dışı yapay bir ortamda problemlerden, sıkıntılardan uzak büyüyen çocuklar ne yazık ki okula başladıklarında çok daha yıpratıcı bir süreç geçirmekte. Halbuki çocukların büyümek için problem çözme becerilerini geliştirmeleri çok değerli. İşte tam da bu sebepten ebeveynler için Masallar çocukların dış dünyayı deneyimleyebilecekleri en güvenilir fırsattır. Her bir masal yolculuğu aynen hayat gibi zorluklarla doludur. Çocuklar bu yolculukta masal karakterleri ile kendilerini özdeşleştirir, sebep-sonuç ilişkisi ve problem çözme becerilerini geliştirirler. Kötüleri yenebilme,  en zor durumlarda bile mutlu sonu görebilme çocuğun büyürken en büyük motivasyonu olan ümit duygusunu pekiştirir. İşte tüm bunları çocuklarımıza Sağlamak bir masal kadar yakınımızda. Ebeveynler olarak ilk yapmamız gereken sadece masallara inanmak.
listening 1Aslında hepimiz birer masal kahramanı değil miyiz?  Elimizde sihirli aynalarımız, “Ayna ayna, söyle bana” diye başlayıp istediğimiz cevaba ulaşabiliyoruz. Şehirde dev binalar arasında, Harikalar Diyarı’na giden tavşan deliğini arıyoruz. İçimizde var olmayan ülkenin kayıp çocuklarını saklıyoruz. Etrafımız savaşmamız gereken devler, canavarlar ve cadılarla çevrili. Kaf Dağı’nın eteklerine ulaşıp Zümrüdü Anka kuşunun kanatları ile özgürlüğümüze kavuşmak istiyoruz. Sonsuz hazineleri elde edebilmek için az gidiyoruz uz gidiyoruz, dağları aşıp ormanlardan geçiyoruz. Önümüzde koca kurtlar kılıktan kılığa girip bizi kandırmaya çalışıyorlar. Bazen şekerlemeden evin tadına aldanıp tuzaklara kapılıyoruz. Ama bir anda, sihirli bir şeyler oluyor; büyülü bir el sırtımıza dokunuyor. İyilik perileri hep yardımımıza koşuyor. Mutlu sona ulaşma ümidi ile sonsuza kadar mutlu mutlu yaşamak için çalışıyoruz.
 kp2Kendi masalımızda yaşadıklarımızla büyüyoruz ve güçleniyoruz. Yeter ki bir masal kahramanı olduğumuzu hiç unutmayıp pes etmeden yola devam edebilelim.
– Ayşegül Dede

Kanada Anaokulu

DSC_0313Ülkemizde devlet okullarının geldiği noktada eğitimin pek çok açıdan yetersiz kalması, maddi durumu iyi olan veya olmayan birçok aileyi özel okullara yönlendiriyor ve bu talep karşısında her an her yerde açılan özel okulları görüyoruz. Devlet okullarının yeterli ihtiyacı karşılayamaması büyük bir özel okul rekabetini de ortaya çıkarıyor. İşte bence bu rekabet çok da iyi oluyor, çünkü tam bu noktada size yeni açılan Kanada Anaokulu’ndan bahsetmek istiyorum..

DSC_0322En iyi koşulları sağlayarak en iyi eğitimi verdiğini söyleyen bir çok okul var etrafta; ancak bu rekabet arasında Kanada Anaokulu eğitimdeki farklı bakış açısı ve yabancı dil eğitimiyle diğer okullardan ayrılacak gibi görünüyor.. Neden diyorsanız;

  • Kanada Eğitim Bakanlığı desteğiyle kurulan Kanada Anaokulu, öğrencilerine uluslararası statüye sahip eğitim alma olanağını küçük yaşlarda sağlıyor. İlkokul da dahil olmak üzere çocuğunuzun eğitimine istediğiniz noktada Kanada’da devam edebiliyorsunuz.
  • Kanada eğitim sistemini okullarında uyguluyorlar ki bu şu demek oluyor; Kanada eğitim alanında dünyada her zaman en başarılı ilk 3 ülkeden biri konumunda ve çocuğunuz şimdi İstanbul’dayken Kanada’daki eğitimi alma fırsatını yakalıyor.

DSC_0331Eğitim sistemlerini biraz daha açmak istiyorum, çünkü Türkiye’de benzer bir eğitimi verdiği iddiasında bulunan birçok okul bulmak mümkün. Fakat bu büyük kurumlarda iş eğitim sistemine gelince çocukların aynı anda aynı şeyi yapmak zorunda oldukları, yeterince seçme hakkı verilmeyen, ödül ve ceza sisteminin bolca kullanıldığı bir sistem süregeliyor ve bunun dışına çıkan her türlü eğitim şekli ülkemizde alternatif eğitim denilerek ötekileştiriliyor.

Kanadalı eğitmenler okullarında çocukların merak ve ilgi alanlarına göre şekillenen bir günlük akış olduğu ve demokratik bir ortam oluşturulduğu bilgisini veriyorlar.

DSC_0297Bunun yanında kademeli olarak native öğretmenler tarafından verilen dil eğitimi çocuğunuzun bütün hayatı boyunca kalıcı ve en büyük destekçisi oluyor.

Önümüzdeki senelerde ilkokul ve lise bölümlerinin de açılması planlanan “Kanada Anaokulu”nu okul tercihlerinizde mutlaka değerlendirin derim.

image004

Uzman Kaleminden: Siz Hangi Oyunsunuz?

DSC_0085“Ne kadar uzağa gidersen git başladığın yere dönersin sonunda.
Ne kadar değişirsen değiş,  Nerede mutlu olduysan hep oraya çevirirsin
kafanı…”  diyordu bir dizi kahramanı…

Nerde mutlu olduk sahi?  En çok nerde eğleniyor, nerde heyecanlanıyorduk?  Nerde
düşündüğümüzde kendimizi;  her dertten uzak, zevkin içinde buluyorduk?
Oyunlarımız değil miydi çocukluğumuzun en derin kahkahası, keyfi, heyecanı?
Dönüp dolaşıp başımızı oyunlarımıza çevirmemiz, bu yüzden değil mi? Hayatın
içine oyunlar sığdırmak istememiz, hayatımızı oyunlarımızdan esinlendiklerimizle
inşa etmemiz bundan değil mi?

Belki bu “Yetişkin her insanın içinde oyun oynamak isteyen bir çocuk saklıdır”
diyen Nietzsche’yi de, “Yaşam bir oyun gibi yaşanmalı” diyen Plato’yu da
doğrulayan neden.

Oyun hep vardı aslında. Oyun filogenetik mirasımızdı. Bu sayede dilbilimi;
oyunlarda kullanılan söz öğelerini, nesilden nesle aktarılan deyişleri
çözümledi.  Antropoloji; oyunlar yoluyla kültür yayılmalarını ve göçlerini
inceledi, kültür biçimlerini sınıflandırıp uygarlıkların niteliklerini
saptadı.  Matematik bilimi; oyunu gözlemleyerek günümüzde birçok alanda artarak
kullanılan, karar verme stratejilerini belirleyen  “oyun kuramını” oluşturdu.
Ruhbilimi; oyunu, hem çocuğu daha iyi anlamak hem de (hem çocuk hem erişkin)
ruhsal acılarını iyileştirmek için tedavi edici ciddi bir alan olarak gördü.

Devamını oku….

Summer English Games with Irina

Anne Hikayesin’de her ay erken dil gelişim uzmanı İrina Akbulut bir İngilizce makalesiyle bizlere olacak. İrina bebekler ve çocuklar için erken yaşta ingilizce eğitim programları geliştiren biz uzmandır. 

İrina Instagram’da: @zeytinvelimon

IMG_4071Hello everybody. It’s Irina again. How are you doing? How is your summertime going? Did you miss me and my English lessons? As for me, I am not happy with the weather nowadays. It’s raining all the time and we can’t spend as much time outdoors with my girl as we want. But when the weather is good for at least an hour, we put on our clothes and run outside to enjoy fresh air and freedom. And do you know what? Sometimes we have our English time outdoors! Why? Because every morning, rain or shine, we spend a couple of hours speaking English. We can take our lessons with us to the streets, parks, and even to the seaside. All we need are some toys and a good mood. Let me describe to you some of our games.

IMG_4209To learn or repeat colors we use some colorful balls. For the beginning we need just four of them: green, yellow, red and blue. The words we use are also simple: “What is this, honey? This is a ball! A green ball!” We show our baby a ball and throw it to her with these words: “And what is this? One more ball! A red ball! Yes my baby, a red ball!” One by one we show all the balls before we really start playing. We can throw the ball to each other: “Throw me a ball! Good for you!” and of course catch it: “Catch a ball, sweety! You are my champion!”. We can play hide and seek for balls: “Where is the ball, my sweet sugar? Let’s find the ball! Yes, here it is. We have found our yellow ball. Now let’s find our blue ball.” To make sure we’re also learning how to share, we say things like:” Give me a ball, my baby! Let’s play together”. Instead of balls we can use other toys. It’s good to use toys that kid loves most.

IMG_3883Of course we can play this game in the water. Summer time is the time to go to the seaside. We can’t miss one or two weeks of our English lessons. That’s why we have to play games in English by the seaside. During the summer, some mothers also face a problem of long trips by car. A naughty child can turn the trip into a disaster. My family has come up with an escape game to deal with this. You can use finger toys or a glove-toy to play in a car, and don’t forget about books also.

Recently, we had a family trip to the Black Sea coast. We spent over two hours in the car with my 16 month old daughter. And do you know what? When she wasn’t sleeping, she read books out loud. Of course she is too small to read, but she pretended she was reading. She was turning pages and saying something while we all pretended not noticing her. I don’t like to interfere with such moments. I was so impressed and pleased. I think it’s kind of blessing when your child loves books. 

By the seaside we can play water balls and use words I have mentioned above. We can also build send castles and play some games in water. Next time I will tell you about games in water that you can use in the pool and at home while having bath with your toddler. Have a good time and enjoy your summer!

Sincerely yours, 

Irina.

3 Çocuk 2 Çanta 1 Disneyland

disney 5Biriken millerimizin son kullanma tarihi yaklaşınca ani bir karar ile Disneyland’a gidiyoruz dedik. Öncesinde yaptığımı hızlı ve kısa araştırma bize Disneyland otellerini seçmemizin büyük kolaylık olacağını işaret ediyordu zira bu otellerde kalanlar bir saat erken Disneyland’a girebiliyorlar, park biletlerini ücretsiz ya da indirimli temin edilebiliyorlar ve en önemlisi yürüyüş mesafesinde olan otellerinden kolaylıkla alana ulaşabiliyorlardı. Hepsi iyi güzeldi ama biz otellerde yer bulamadık. Nisan ayının ortasında güneşli bir hafta için seçmiştik ve olası bilet kuyruğunu bertaraf edebilmek için Disneyland biletlerimizi internet üzerinden Pazartesi ve Çarşamba günleri için satın almıştık. Salı gününü sakin bir Paris turu ile bir nebze dinlenerek geçirmek istedik.

Otelimiz Bailley – Romainvlliers adında küçük bir kasabadaydı. Araçla 10 dakika uzaklıktaydı Disneyland’a.

Olası taşkınlıklarını önlemek adına öncesinde çocuklarımı – ki bu yazıda onlara kısaca Tripod demek istiyorum- yabancı bir ülkeye gideceğimizi, etrafımızdaki insanların başka dillerde konuşacağını ve evimizde alışık olduğumuz yiyecek içeçecek, uyku ve oyun düzenini orada bulamayacağımızı anlattım.

Uçak yolculuğunda büyük oğlum (Açin 7) tek başına seyahat edebileceğini söyledi ve bizden bağımsız bir koltukta babasının görüp kontrol edeceği bir mesafede ayrı oturdu. İkizler benimle birlikte oturdu. Yanıma aldığım boya kalemleri, resim defteri, oyun kartları ve küçük oyuncak arabalar sayesinde uçuş sorunsuz geçti. Bulutu bir öğleden sonra Paris’e indik.

Havaalanının oyun parkından farksız olan insanı uzay üssünde hissettiren yürüyen merdivenleri sayesinde çocuklar için eğlence başlamıştı bile. Pasaport polisi her ne kadar bizi tek tek kontrol etmek istediyse de top şeklide yerde yuvarlanan Tripod’u topluca geçirdi. Otelimize gittik. Eşyaları gelişi güzel odalarımıza bıraktık ve vakit kaybetmeden ertesi günkü ilk Disneyland günümüzün sırt çantası alışverişini yapmak üzere kasabanın marketini bulduk. Ekmek, peynir, meyve, içecekten oluşan alışverişimizi tamamladık. Sırt çantalarımıza yerleştirdik. Seyahate çıkarken yanıma aldığım kuru erik, fındık, badem, kuru kayısı, kuru üzümün seyahat süresince sindirime destek şövalyeler olarak ne kadar işimize yarayacağını henüz bilmiyorduk.

İnternet biletlerimizin baskıları ile Disneyland’a giriş yaptık.

disney 1

Disneyland, ana güvenlikten geçtikten sonra oyun parkları ve stüdyolar olmak üzere ikiye ayrılıyor. İlk gün tercihimiz tematik parkları gezmek oldu. Şehir meydanına adım attığımızda Disneyland rengarenk masal binaları ile bize eğlence sinyallerini vermeye başlamıştı. Girişte verilen park haritası ilk anda karmaşık görünse de ana trene binerek önce dört ana tematik parka dışarıdan baktık. Çok da vakit kaybetmeden bir istasyonda inmeye karar verdik. İkizlerimin yaşına (Albek ve Koças 4) uygun olacağını düşünerek turumuza Fantasyland’dan başladık.

disney 2Sırasıyla en basitten karmaşığa, en az sıra olan eğlence noktasından en kalabalık kuyruklara doğru yol almaya karar verdik. Hızlı geçiş sağlayan noktaları tespit ettik. İlk gözlemimiz her sırada min 25-30 dk beklendiğiydi. Atlı karınca ve döner fincan ile başladık güne. Basit ısınma turlarından sonra sırasıyla, Peter Pan, Pinokyo, Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler masallarının canlandırıldığı tünellere girdik. Ses ve ışık efektleri sayesinde ben bile çocukluğuma uzandım. Minik bir dünya turu yaptık su üzerinde hareket eden botlara binerek. Tüneller içinden geçtik. (It’s a small world )Maketler, temalar, müzikler küçük yaş grubu çocular için gerçekten etkileyiciydi. Miki Mouse ile buluşulan binanın önündeki sıra bizi önce korkuttu (Meet Mickey Mouse) Sıranın azaldığnı düşündüğümüz bir ara dahil olduk gruba fakat buna rağmen roblar ile bölünmüş salonda ağır ağır ilerleyerek 40 dk. bekledik. Dev ekranda çocuklar sıkılmasın diye Miki Fare’nin klasikleşmiş bölümleri gösterildi. Ve sonunda Miki’in kulisine girdik. Loş, sessiz, kıpkırmızıydı. Bir yetişkin için dayanması zor anlardı ama çocuklar için öyle değildi. Belki de gördükleri en bakımlı ve iri maskot olduğundan ona sarılıyorlar, öpüyorlardı. Görevliler de o birkaç dakika içinde çocukların fotoğrafını çekiyordu. Miki ile 3 dk içinde tanıştık, bakıştık, vedalaştık. Bu vakti harcamaya değer miydi sorusunun cevabı biz yetişkinlerce hayır olsa da Tripod’a sorduğumuzda cevap evetti.

disney 4Alice Harikalar Diyarı’nın neşeli detaylarla dolu –Kurulu bir mekanizmayla çalıların arasından yükselen kraliçe ve yürüyen muhafızları gibi…-Labirenti’nde kaybolduk, kraliçenin şatosuna girdik ve Fantasyland’a bir de yukarıdan baktık. Disneyland logosunda da yer alan o şekerleme gibi şato (Uyuyan Güzel’in Şatosu/ Seeping Beauty Castle) uzaktan zarif görünüyordu. Masal kitaplarından birinin içine düşmüş gibiydik.

.Park içindeki kafe, büfe ve restoranlar çok kalabalıktı. Yemeği geçiştirmek yerine güzel bir öğlen yemeği yemek istedik fakat seçenek oldukça azdı. Yağlı iri hamburgerler ve cipslerle doluydu etraf. Çocukları kıramadık, böyle bir menüye İstanbul’da beş kişilik güzel bir akşam yemeğine ödeyeceğimiz kadar hesap ödedik. Ve tabii bu son olsun dedikJ. Sırt çantamızdaki meyvelerden vazgeçmek yoktu. Sleeping Beauty Castle‘a çıktık ve oradan da Nisan yeşili manzaraya şöyle bir baktık. Ardından şatonun yanındaki Ejderha Mağarası’na girdik. Karanlıkta gözlerinden ateş, burdundan duman çıkan ve bir çocuk için fazlasıyla geçekçi olan ejderha Tripod’u korkuyla karışık büyüledi. Karanlık, nemli ortamdan çıkıp kendimizi pamuk şekercinin önüne attık. Yarım saatlik bir sıra- Pfff- bekledik ama çok lezzetli ve yüzümüzün neredeyse iki katı büyüklükteki pamuk şekerleri afiyetle yedik-Mmmm-Yine beklemeye değmişti.

disney 7Bankların, özenle gövdesi çevrelenmiş manolyaların, yemyeşil ağaçların altı çocuk, genç, anne babalar ile doluydu. Başımızı çevirdiğimiz her yön bize ayrı bir estetik pencere açıyordu. Fotoğraf makinamı kapalı tutmakta zorlanıyordum.

Beklediğimiz onlarca dakikanın karşılığı 5- 10 dakikalık ve fakat sıkı bir şaşırmaca ve eğlence deneyimi olduğu için Tripod her keresinde ‘bir daha’ diyordu. İyiydi güzeldi ama daha önümüzde bir sürü eğlence noktası vardı, Adventureland’ı keşfetme vakti gelmişti.

disney 8Parkta ilk durağımız Indiana Jones & the Temple of Peril oldu. Aramızda boyu ve cesareti uygun tek kişi eşimdi. Onu beklediğimiz yarım saat boyunca çocuklarla bir taşın kenarında gelip geçeni izledik, insanların neşe ve korku çığlıklarını dinledik. Normal koşullarda sağa sola dağılan ve peşlerinden bizi koşturan Tripod babalarının yokluğunda gözle görülür bir ciddiyete büründü ve birbirlerinden ve benim yanımdan ayrılmadan vakit geçirdiler. Indiana Jones’in yanında Piretes Beach ve Karayip Korsanları vardı. Bu bölüm ailecek en sevdiğimiz bölümlerden biri oldu. O karanlık ortamda gerçeğe yakın maketlerle etkileyici bir korsan disney 6şehri yaratılmıştı; hırsızı, sarhoşu, mahkumu, eşi, çocuğu, aşıklari, hazineleri ve iskeletleriyle… Haritamızın üzerine işaret koyduk, evet biz ailecek tekrar Korsanlar Şehrine inecek, hızla suyun üstünden kayıp düşecektik ve ağzımız açık çıkan ilk fotoğraflarımıza inat zafer işareti ile poz verecektik bir sonraki düşme anında.

Alaaddin’in sihirli lambasına dokunup Frontierland’a geçtik.

disney 10Anne ‘bi daha’ baba ‘bi daha’ sesleri arasında kendimizi Big Thunder Mountine sırasında bulduk. Dışarıdan farkedilmeyen çılgın bir sıra. Yalnız çocuklar değil yetişkinler hatta yaşlı çiftlerin bile beklediği, her dilin konuşulduğu, her dilde anne seslenişinin duyulduğu, uzun ve dönemeçli bir sıra. Demir bölmelerin üstüne tırmanıp yürüyen Tripod’u toparlayarak, zaman zaman çekiştirerek, zaman zaman çişleri geldiği için bir köşeye çekip çantamızdaki 1,5 litrelik boş pet şişeleri tuvalet olarak kullanırken arkamızdaki kişilere yol vererek, kısaca mehter takımı gibi ilerleyerek 45 dakika sonra trene varabildik. İyi ki sabrettik, iyi ki sabrettiler. Bu ne hız, bu ne heyecen! Karanlık tüneller, sert dönüşler, çocuk gülüşleri, başları herhangi bir yere çarpmasın diye elini, kolunu, gözünü, yüzünü dört açan ve çocuk sayısına yetişemeyen kucak sayımızla her keresinden onlardan daha büyük sorumluluk ve heyecan duyan biz. Trene de bir kez daha binmeye karar verdik ve haritamızda işaretledik. Sersemlemiş bir şekilde göl kanarında geçip Phantom Manor’a ulaştık. Dışarından bakınca etkileyici bir yapıydı.disney 11 Sanırım tüm detayları düşününce rahatlıkla söyleyebilirim ki; bir gün yolumuz yine Disneyland’a düşerse içine girmeyi tercih etmeyeceğim tek yer olarak aklıma kazındı korku tüneli. Ölü gelinler, piyano sesleri, iskeletler tamam ama iyi çekilememiş ve komik bile bulunabilecek bir korku fimi gibiydi. Oldukça hantal karikatürize bir korku tüneli. Akşam olmak üzereydi. Herkesin boy uzunluğunun standartlara uyduğu, ortak kullanabileceğimiz eğlence noktaları, macera bölümünde tükenmiş gibiydi.

Artık Discoveryland’a geçebilirdik.

disney 21İlk olarak uzay mekiğine bindik (Orbtron). Görüntü olarak mekikti fakat bizim bildiğimiz dönen uçaklardan farkı yoktu. Tek küçük farkı hızıydı belki. Uzun bir sıra vardı. Hava kararmak üzereydi. Çok acıkmıştık yine de eğlence ağır bastı. Önce binelim sonra yemek yeriz kararı aldık. Bu karardan sonra neredeyse bir saat daha sırada bekledik. Sıramız geldi. Hareket ettik. Tripod çoook heyecanlandı fakat yalnızca 5 evet yalnızca 5 tur döndüğü için heyecanın tadı damaklarında kaldı.

disney 23Oyuncak Hikayesi’nin Buzz’u çocukların en sevdiği karakterlerden biri. Başımızı sağa döndürdük ve Buzz bizi uzay savaşı için (Buzz Laser Blast)çağırıyordu. Yarım saatlik bir sıranın ardından elimizdeki ışın tabancaları ile uzay yoluna girdik. Çocuklar gösterilen hedeflere ateş ettiler. Biz anne baba olarak uzay gemisinin dümenindeydik. Çıkış Buzz ve arkadaşlarının ilginç oyuncak ve hediyeliklerinin olduğu mağazaya açıldı Hızlıca göz gezdirdim. Daha önce uzaktan şöyle bir baktığım mağazalara göre çok daha ilginç şeyler vardı fakat eşimle prensip olarak bir karar almıştık. Hiçbir hediyelik eşya mağazasına girmeyecek, vakit kaybetmeyecek ve çoğu çin mali ve kalitesinin çok üstünde fiyatlara satılan ürünlerden almayacaktık(kaliteli ürünler de vardı elbet). Bunu o gün için başardık ve zil çalan midelerimizle meydana yakın restoranlardan birine gittik. Bizi yıkan bir açıklama ile boynumuzu büktük. Servis kapanmıştı. Saat 22:00’ye yaklaşıyordu. Park kapanmak üzereydi. Disneyland Railroad’da ışık gösterisi başlamak üzereydi. Meydan ile ana cadde arası insanlarla dolmaya başlamıştı. Çocuklar açtı. Atıştırmalıklarımız bitmişti. Yorgunduk ve üşüyorduk.

Eşim pizza ve sandviç satan bir restoranın bizim gibi yemeği son ana bırakan insanlardan oluşan kuyruğuna girdi. Kaldırımlar, mağazaların önü gitgide kalabalıklaşıyordu.

disney 22Kafelerin tüm masaları dolmuştu, kısa süre sonra da ana yolu tamamen insanlar kapladı. Çoculara yedek giysilerini giydirdim. Albek çok zayıf olduğu için üşüyor, Koças uykuya düşkün olduğu için uyumak istiyorum diyerek mızmızlanıyordu. Abicik Açin ise ışık şovunu izlemek için sabırsızlanıyordu. Kafam karmakarışıktı. Restoranın son yiyeceklerini alan (bir kek, bir salata kasesi ve iki pizza dilimi) eşim yanımıza geldi. Çocuklar yiyeceklerin görüntüsün yadırgadılar. Açlığa yenik düşüp atıştırdılar ama üç yudumdan sonra yemeği bıraktılar. Ve derken beklenen oldu ikizler evimize gidelim diye tek bir ağızdan haykırmaya başladı. Bu haykırışla birlikte ışık gösterisi de başladı. Açin kalabalığın içine doğru sevinçle ilerlerken önünü kestik. Ters yöne, çıkışa, istasyondaki taksi durağına doğru yürümeliydik. Kardeşlerinin dayanamadığını söyledik ona ve söz verdik; ikinci gelişimizde her ne olursa olsun ışık gösterisini birlikte izleyecektik. İsteksizce tamam dedi, arkamıza takıldı. Odamıza girdiğimizde kim nasıl ne şekide uyudu pek hatırlamıyoruz. Kim nereye kıvrıldıysa orada kaldı. Artık eller sabah uyanıldığında yıkanacak, dişler kahvaltıdan önce fırçalanacaktı. Tatil biraz da bu demekti. Biraz gevşemek ve herşeyi akışında kabul etmekti. Ve fakat saçma bir huzursuzlukla ıslak mendili alıp çocukların ellerini sildim. Öptüm onları ve Zzzzz.

Ertesi sabah trenle Paris. Uzun bir Paris günü . Kaçırılan tren yüzünden son trenle otele dönüş. Ayrı bir yazı konusu. Yaşadıklarımızı bir biz bir belimiz, bir boynumuz, bir sırtımız, bir de ayaklarımız biliyor:))

disney 20Çarşamba Disneyland… O gün planımız belliydi. Önce stüdyolar bölümüne gidecek, vakit kalır ise tekrar macera parkına dönecektik. Ve öyle de oldu. Şöyle ki…

Önce Disney karakterlerinin saat başı gerçekleşen imza seramonisini izledik. Açin çılgınca imza alan çocukları görünce onlara imrendi. Cep ajandamı ve mini tükenmez kalemimi çıkarıp ona verdim. Fakat ne olduysa oğlumun karşısına denk gelen maskot- kalemi ve not defterini çok küçük bulmuş olabilir- imza vermedi. Açin çok üzüldü. Ve bir daha o seramoniyi izlemedi.

disney 16Çizgi karakter Stitch’in interaktif şovuna katıldık. Salonda yalnız Fransızlar vardı. Şov Fransızcaydı. Hiç bir şey anlamadık ancak jest, mimik ve seslendirmeler sayesinde izlediğimiz animasyona ailecek güldük. Ve tabi buna da inananmadık. Ardından büyük bir sinema salonuna(CineMagic) girdik. Gerçekten sihirli bir sinemaydı izlediğimiz. 1900’lü yılların başından günümüze kadarki süreçte çekilmiş, aklımıza kazınmış olan filmleri, iki güncel karakteri de içine katarak sinema perdesinin önünde ve arkasındaki sihirli oyunlara dönüştüren ilginç prodüksiyon sayesinde farklı bir gözle izledik. Backlot’da Armageddon filminin bir parçası olduk. Uzay mekiğimize göktaşları çarptı, sarsıldık, ürperdik ve en sonunda ateş alan uzay gemisinden dışarı çıktık.

Bu bölümün en büyük Roller Coaster’ı (Rock’n Roll Aerosmith)’e Açin babasıyla bindi. İkizler boy sınırına takıldı. En çılgın eğlencelerden biri olduğunu söylediler. İnanıyorumJ Stüdyolar’da iki önemli nokta için Fast Pass(hızlı geçiş )almıştık. Moteurs Action ve The Twilight Zone Tower of Terror. İlkinde bir aksiyon film nasıl çekilir öğrendik. Motosikletler, arabalar, patlayan silahlar, ateş alan variller ve yanan insanlardan oluşan gösteriyi izledik. Diğerinde ise geçmiş bir kazada hayatını kaybetmiş hayaletlere el sallayıp 4 katlı binadan hızla düşerek onların kaderini yaşamış bulunduk. Bu düşüş öyle hızlıydı ki zayıf olan Albek’in kollarımın altından havalandığına şahit oldum. Yüzümüzde dev şaşkınlık ve gülümseme ile keşfe devam ettik.

disney 15Toy Story PlayLand ikizlerin en keyif aldığı alanlardan biri oldu. RC Racer ‘a binen abilerini heyecanla izlediler ve kuru erik, badem molası verdiler. Uçan Halı ve Slinky Dog Zigzag Spin 4 yaşa uygun eğlence araçları olarak stüdyolar bölümünde ufaklıkları oyalamayı başardı. Askeri birlik paraşütlerinden atladık, konuşan dinozara laf attık ve heyecanla tematik parklar bölümüne geri döndük.

Korsanalar Şehri ve Big Thunder Mountain ikinci kez bizi bekliyordu. Şans elverdi, uzun kuyruklar yoktu. En zevk aldığımız eğlence alanlarını birkez daha görmüş olduk.

Meydandaki çeşmeden su içtik. Giysilerimizi kalınlaştırdık. Şatoyu oldukça iyi gören alanda temiz ve rengarenk bir çöp kutusunasırtımızı dayayarak yere oturduk ve ışık gösterisini bekledik.

Elbette bunu da beklemeye değdi. Peter Pan’ın sunumuyla klasik pek çok masal müzik ve ışık gösterisi eşliğinde gözümüzün önünden akıp geçti. Çıt çıkmıyordu. Binlerce insan izliyordu. Açin çok mutluydu. İkizler yere yaydığımız motlarımızın üzerinde çoktan derin uykuya dalmıştı…

disney 25Gösteri bitti. Büyük kalabalık ana caddeden çıkışa doğru yürümeye başladı. Birer omuzumuzda sırt çantası birer omuzumuzda ikizler, hediyelik eşya mağazalarının insanı cezbeden ama bir o kadar tedirgin eden ışıltısıyla Disneyland bize hoşça kal dedi. Mağazalar birinin bile içine girmediğimiz için bize biraz kırgın ya da kızgın olabilir miydi? J Yok canım. Başında Mini Fare’nin kurdelası ile dolaşan yüzlerce kadın ve erkek görmüşken bu hiç de mümkün değildi. 😉

Belki bir daha vaktimz ve gücümüz olmaz diyerek bir çırpıda çıktığımız bu seyahat inanıyorum ki Tripod’un hafızasında, büyük bir şevkle yedikleri pamuk şekerin kokusu ve tadına benzer bir tat bıraktı.

Özetle, ‘çocuklar daha küçük, ne hatırlayacaklar ki’ gibi bir yanılgıya düşmeden, hayal dünyalarında yeni heyecan pencereleri açan ve hafızlarını unutmayacakları bir nefesle dolduran Disneyland’a iyi ki gitmişiz! İyi ki gidebilmişiz…

disney 26Betimser not 1: Üç çocuk iki sırt çantası. Matematiğimiz buydu. Eşimizden başka yardımcımız da yoksa, anne baba olarak yapılacak en akıllıca şey incir çekirdeğini doldurmayacak konularda tartışmayı ve kararsız kalmayı reddetmek ve içinde bulunduğumuz şartları iyisi ve kötüsüyle Tripod ile açıkça paylaşmaktı. Belki de sevinçle karışık tedirginliğimizi hissetikleri için seyahat boyunca uyumlu davrandılar. Bazen yaşlarının gereğini yerine getirdiler- ısrarcı ya da mızıkçı davrandıkları anlar oldu-. Yorgunluktan isyan ettikleri de… Bazen de tersi oldu, olgun davranışlar sergilediler. Ama hiçbir koşulda 7, 6 olmadı, 4’ler 3’e inmedi. Şaşırdık. Mutlu olduk.

Betimser not 2: Kel Tilki kitabımı tren istasyonunun önündeki ağacın dibine bıraktım, bir süre sonra bir ufaklığın elinde uzaklaştığını gördüm.

Betimser not 3: Rada ve Şakacı Şövalye kitabımı ejderha mağarasının çıkışındaki banka bıraktım. Dakikalar sonra pamuk şekercinin arkasında buldum. Sonrasını takip edemedim.

thing pleaeBatimser not 4: Az ‘eşya’, çok ‘meyve ve kuruyemiş’, az ‘endişe’, çok ‘kararında kabulleniş’ seyahatte moral kurtarır. Yalnız, fiziksel yıpranmanın önüne geçmek Tripod ile yola çıkınca mümkün değil tabi. Yine de direniyorum diyebilirim. ‘Beni yenemeyeceksin boyun fıtığı ve vertigo’ çünkü ben Betimserim;)

Hoş kalın…

Betül Kanbolat /Haziran 2015

@betimser / betulkanbolat@gmail.com